. |
| |
İslamda Yasak iSLaMSevgi.Net Hizmetidir.. |
|
İslam'da Yasak
Muhammed Ekrem Çaylar
Allahu Tealâ’nın kullarına son derece merhametli ve şefkatli
olduğunu biliyoruz. Hz. Peygamber A.S.’ın ifadeleriyle, “bir annenin
kucağındaki bebeğine şefkatinden daha şefkatli.” Böyleyken niçin
kurallar koyuyor? O kurallar bütünü içindeki yasaklarla insanları
neden kısıtlıyor? Yasakların amacı ne olabilir? “Yasak” her ne
kadar olumsuz bir kavram ise de, dinimizdeki yasaklar olumlu sonuçlar elde
etmek için konulmuştur. Yasak olumsuz bir kavramdır dedik, çünkü ilk
bakışta bütün yasaklar hürriyet ve özgürlükleri kısıtlayan,
insanoğlunun faaliyetlerini daraltan unsurlar gibi gözükür. Zihnimizde
uyandırdığı bu ilk çağrışımlara rağmen biliyoruz ki, yasaklar bir
taraftandan da büyük felaketlerin, feci akibetlerin önlerine çekilen
setler gibidir. Bu nedenle hem eğitimde, hem de her türlü mevzuat ve
yasal düzenlemelerde mutlaka yasaklar vardır.
Toplum ve kültürlere
göre bu yasakların türü ve sınırları değişse de, neticede mutlaka vardır.
Yani yasaksız bir dünya hayali sadece bir ütopyadır. İslâm’ın
koyduğu yasaklara gelince; insanoğlu bu ilâhî engeller sayesinde aslî
yaradılış gayesinden uzaklaşmaz, tehlikeli ve sonu olmayan çıkmazlara
düşmekten kurtulur. Böylece hem dünya hayatı hem de ebedi hayatı bir
huzur ve mutluluk iklimine dönüşür. Dinimiz fert ve toplumu muhafaza
edebilmek, huzur ve mutluluğa ulaştırabilmek için beş ana unsuru korumayı
prensip edinmiştir. Dinimizde yasak olarak sunulan her şeyin bu beş
unsuru koruma amacı ile muhakkak ilgisi bulunur.
Bu beş
unsur: 1- Din, 2- Can, 3- Akıl, 4- Nesil, 5- Maldır.
Bu beş unsuru korumak için konulan yasakları örnekleyelim.
Dini
muhafaza için konulan yasaklar: Hz. Muhammed A.S.’ın peygamber
olmasından sonra Allah katında geçerli tek din “İslâm”dır. Allah’ın
dininin öğrettiği ve insanı sorumlu tuttuğu arı-duru imanı yok edecek veya
bozacak durumlar yasaklanmıştır. Bunlar küfür, şirk ve
nifak’tır.
Küfür: Allahın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed
A.S.’ın Allah katından getirdiği kesin olarak bilinen şeyleri inkâr
etmektir. Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber A.S.’ın sahih sünnetinde
bildirilen iman esaslarından sadece birini bile reddetmek, inanmamak
küfürdür. Başlangıçtan bugüne İslâm alimleri bu iman esaslarının neler
olduğunu ayrıntılı olarak izah etmişlerdir. Bu konuyu izah eden
kitaplara akaid kitapları denir.
Şirk: Rab olarak Allah’ı tanıdığı
halde, O’na ibadet ve taatte ortak koşma durumudur. Bu da
hıristiyanlardaki üç baba-oğul-kutsal ruh inancı veya müşriklerdeki
putçuluk şekillerinde olabildiği gibi, kimi zaman insanları ilâh gibi
görerek Allah’a ortak koşma şeklinde de olabilir. Şirk konusu da akaid
kitaplarında detaylı olarak anlatılır.
Nifak: İnanmadığı halde
maddi çıkar veya prestij kazanma gibi çeşitli sebeplerle inanmış gibi
görünme durumudur. Böyle insanlara münafık denir. Münafık,
imansızların yanında onlardanmış gibi, müminlerin yanında ise inanıyormuş
gibi davranarak her iki tarafta birden gözükmeye çalışır. Müslümanları
sevmez, onları aldatmaya, aralarını bozmaya ve inançlarını sarsmaya
çalışır. Bu üç durum bir müslümanın dinine kastedecek en tehlikeli
hallerdir ve Allah tarafından yasaklanmıştır. Her mümin bunlardan uzak
durmaya çalışmalı ve dinini muhafaza etmelidir. Canı muhafaza için
konulan yasaklar: İslâm, insanın yaşam hakkına ve can emniyetinin
korunmasına büyük önem verir. Bunun için cana zarar verebilecek her
durum yasaklanmıştır. Bu nedenle fıkıh kitaplarında izah edilen haram
veya mekruhların önemli bir bölümü insan sağlığını korumaya yöneliktir.
Dinimizde can kutsaldır. Ona kıymak en büyük cinayettir. Kıyamet
gününde en önce görülecek davalar öldürmekle ilgili olanlardır. Dinimiz
savaş sırasında dahi çocuk ve kadınların öldürülmelerini yasaklamış,
öldürmeyi ancak saldırganları bertaraf etmek veya şerlerinden
kurtulmak için ancak savaş sırasında meşru kılmıştır. Ayrıca sadece
insanı değil, zarar vermeyen hayvanları öldürmek, canlı bir varlığı hedef
yaparak atış yapmak dahi yasaktır. Müslüman boş yere hiçbir cana
kıyamaz. Aklı muhafaza için yasaklananlar: İnsanı insan yapan
unsurların en önemlilerinden biri akıldır. Akıl, Allah’ın insana verdiği
kutsal bir cevherdir. Aklın sağlam ve sağlıklı olabilmesi için ona
bozukluk ve zarar veren maddelerden korunması gerekir. Bu nedenle dinimiz,
aklı düşünmekten, tedbir almaktan, doğru hareketten alıkoyan içkiyi
yasaklamıştır. Aynı şekilde geçici bir süreyle bile olsa aklın
kontrolünü yok eden veya zayıflatan bütün uyuşturucu ve benzeri maddeleri
de haram kılmıştır. Nesli muhafaza için konulan yasaklar: Nesil
insanoğlunun devamlılığı için esas, her yeni nesil bir öncekinin
vekilidir. İslâm toplumunu devam ettirecek, Rabbi’ne ibadet ve taat
edecek ahlâk ve irfan sahibi genç nesiller yetiştirilmesi esastır.
Bunun için dinimiz evliliği ve aile kurmayı teşvik etmiş;
yaygınlaştığında aile kurumunu çürüten ve yok eden zinayı ise
yasaklamıştır. Zina, nesillerin aidiyetlerinin yok olmasına, ailelerin
dağılmasına, akrabalık bağlarının kopmasına ve toplum ahlakının yok
olmasına sebep olmakta, böylece toplum yapısının bozulması sonucunu
doğurmaktadır. Bu büyük etkisinden dolayı zinaya götüren ortam ve
yollar da yasaktır. Malı muhafaza için yasaklar: Mal, insan
hayatının devamını ve kalitesini etkileyen çok önemli bir unsurdur. Onsuz
hayatı düşünmek neredeyse mümkün değildir. Bunun için dinimiz malı ve
mülkiyet edinmeyi bozan unsurların önünü kesmeyi hedefler. Haksız kazanç
yolları yasaktır. Kumar, faiz, rüşvet, karaborsa, hırsızlık ve gaspın
her türlüsü reddedilmiştir. Kısaca açıkladığımız: dini, canı, aklı,
nesli ve malı koruma prensipleri İslâm toplumunun direklerini oluşturur.
Dinimizin koyduğu bütün yasakların ve dolayısıyla günah kavramının, bu
beş prensiple mutlaka bir ilgisi vardır.
Şunu rahatça
söyleyebiliriz: Allah’ın koyduğu bütün yasakların faydası ve menfaati
mutlaka insana yöneliktir; mutlaka kulun yararınadır. Yasaklar hayatı
kısıtlamak için değil, yaşanılır kılmak içindir. Hedefi insanın
mutsuzluğu değil, mutluluğudur. Bir hadis-i kudsîde Rabbimiz şöyle
buyurur.
“Ey kullarım! Sizin hepinizin kalbi, içinizdeki en takva
sahibi olanınızın kalbi gibi olsa, bu benim mülkümü arttırmaz. Ey
kullarım! Sizin hepinizin kalbi içinizdeki isyankâr olanınızın kalbi gibi
olsa, bu da benim mülkünden bir şey eksiltmez. Ey kullarım! Bütün bu
yaptıklarınız sizin amellerinizdir. Ben onları sizin için saymaktayım.
Sonra yaptıklarınızın karşılığını size tam olarak vereceğim. Kim benim
katımda bir iyilik bulursa hamd etsin. Kim de iyilikten başkasını bulursa,
ancak kendini ötülesin.”(Müslim, Tirmizî)
Bizler bu dünyaya imtihan
için geldik. Hepimizi ve her yaptığımızı gören ve işiten bir Rabbimiz var.
Bizim imanımızın, müslümanlığımızın, O’nun emirlerine boyun eğişimizin
ve yasaklarından kaçınmamızın O’na kazandıracağı hiçbir şey yok. Bütün
ibadetler, bütün emredilenler ve bütün yasaklar hep bizim iyilik ve
menfaatimiz için.
Bu yasaklamalar iki büyük kâra yönelik: Biri
dünya, diğeri ahiret hayatı. Dünyadaki kâr, huzur ve saadetle geçecek
bir
hayat |
|